Tuesday, September 6, 2016

[KİTAP İNCELEMESİ] Ayhan Özden ve Borçtan Kurtul Allah Aşkına

Bir şey çok dikkatimi çekti.

Ne zaman balya balya kitap alsam, o kitapların "çoğunu" okumadan bir kenara kaldırıyorum. Bir çok kitabı bir arada aldığımda, içlerinden bir tanesi genellikle hemen okunuyor, fakat diğerleri günlerce, aylarca hatta yıllarca okunmayı bekleyebiliyor. Mesela örnek vereyim;

Richard Kieckhefer'ın Ortaçağ'da Büyü kitabı, Catherine A. Lutz ve Jane L. Collins'in bilim dünyasının ortodokslarını tokatlayan National Geographic'i Doğru Okumak kitabı ve Ayfer Tunç'un yere göğe sığdırılamayan Yeşil Peri Gecesi bunlardan biri. 

Hepsini delice bir hevesle "toplu kitap alımı şenliklerinde" aldım fakat elim bir türlü okumaya gitmiyor. Neden? 

Nedenini size söyleyeyim; okumadığım kitapların bile ne kadar şahane olduğu alt metnini vurgulayarak, yaşadığım toplumda kabûl görmeyi ve övgü almayı bekliyorum. İşte modern insan bu kadar sinsi ve aşağılık!

Tabii bu tespitimin aksi olan durumlar da mevcuttur. Eminim pek çok kişi istisna oluşturan durumlardan bahsedecektir ki burada da çaktırmadan, "pek çok kişi yazdıklarımı okuyormuş gibi" bir intiba yaratmaya çalıştığımı fark etmişsinizdir. Bakın, hâlâ çoğul konuşarak söz konusu iddiamı inatla devam ettiriyorum. İşte ben böylesine bir mini çakal, böylesine küçük hesapların insanı ve uç beyliğinde otonominin keyfini çıkaran bir payitaht varisiyim.

İşte çağımızın deliliği de bu. Twitter'da kendi kendine konuşmak, Blogger'da kendi kendine yazmak, Facebook'ta kendi kendine bakınmak...


Ayhan Özden ve Borçtan Kurtul Allah Aşkına Kitabının İncelemesi


Madem konu kitaplardan açıldı... Ve ben, sanki bu durum benim insiyatifimde değilmiş gibi davranarak kendime muazzam bir "gizillik" yarattım; o hâlde bugün, bir solukta okuduğum bir kitaptan bahsedeyim: 


Bu kitap adında "Allah" adı geçtiği hâlde para ödeyerek aldığım tek kitap olabilir, hatta Tanrı Yanılgısı'nı saymazsak kesinlikle bir ilk! 

Bir kazanıp on harcadığım için kitabın konusu ve yaklaşımı ilgimi cezbetti ve yazarın web sitesini inceledikten sonra yöntemlerine şans tanımaya karar verdim.

Bilmeni İstemedikleri Mucizevi Borçtan Kurtulma Sırları


Evet, kapağa böyle yazınca, dünyaya bono tahlilleri ve MTV ile hükmeden 7 mason ailenin, kabala kültlerinde anlam ifade eden geometrik bir yontu etrafına dizilip, kapşonlu pelerinlerin altından fısıldayarak senin kredi kartı borcundan bahsettiklerini düşünüyorsun. Ama, o iş öyle değil. Zaten aslına bakarsanız Ayhan Özden'in de böyle bir iddiası yok. Kendisi "bilmeni istemedikleri sırlar" derken varsıllığın içine doğan elit azınlıkların "para" mefhumunu algılama biçiminden bahsetmiş. Yoksa kimsenin hususi olarak bir şeyi bilmemizi istemediği falan yok. Ayrıca "Amazon'da Çok Satan Yazar" olması bana bir şey ifade etmiyor, onu da not düşeyim.

Batı Felsefesi vs Doğu Mistisizmi


Kitabı benzerlerinden ayıran iki çok önemli nokta var. 

Birincisi "kişisel gelişim" ve "NLP" denen zırvaların çoğunda, genellikle çeviri özensizliğinden kaynaklanan o tuhaf ve kekremsi tat yok bu kitabın dilinde. 

"Sen" hitabını pek samimi bulmadığım için, kitabın "senli-benli" üslubunu da çok tutmadım; ama böyle bir derdi olmayan kimseler için gerçekten samimi bir dille kaleme alınmış diyebilirim. 

Ayrıca çoğunlukla Amerikan kültüründen devşirilerek, plastik bir yabanilikle öyküleştirilen ve Türk toplumuna zerre kadar hitap etmeyen "kişisel gelişim" safsatalarına yer vermediği için, Borçtan Kurtul Allah Aşkına'yı benzerlerinden başka bir yere koyuyorum. 

Bu kitapta, Basra Körfezi'ne yetecek kadar eşyayı garajında saklayan ve kuponlarla geçinerek Walmart'ın iliğini sömüren Susan'a aftedilmiş bir Amerikan hezeyanı göremeyeceksiniz. Onun yerine orta gelirli Türkiye hanelerinin genelini hedefleyen gerçekçi bir perspektif söz konusu... 

Fakat bana kalırsa kitabın esas farkı Batı Felsefesi ile Doğu Mistisizmini son derece kendine has bir yöntemle harmanlaması. Üstelik bunu yaparken "Ay biz Türkler Doğu'ya doğru giden bir geminin güvertesinde Batı'ya mendil sallıyoruz şekerim!" vasatlığı ile kalem oynatmıyor yazar... Kendi yaşam filtresinden damıttığı tüm bilgileri, elinden geldiğince kişisel bir dille okuyucuya aktarmaya çalışmış, hatta tabir-i caizse "gönlünden ne geçerse" yazmış diyebilirim.

Kitabın başında "affiliate marketing" ve "passive income streams" tatbikatları yapılırken, sonunda sefere çıkan borçlular için "Fetih Suresi" okunuyor.

Evet, çok ciddiyim.

Septikler İçin Antiseptik


Kitabın beni kaybettiği yer; olumlamalar, tekerlemeler, esmalar, hüsnalar gibi arada "sözde bilim" nüanslarının da hissedildiği o son etap oldu. Oraya kadar bir solukta okudum. Ne zaman ki devreye "Ebced Hesabı" girdi, kitaba olan itimadım o noktada epey zedelendi. 

Fakat yeryüzünde bir zihne düşüp de varlığını bu çağa aktarabilmiş hiçbir düşüncenin fanatiği olmayışımdan mütevellit, sırf kendi dünya görüşüm ve evreni algılama biçimime uymuyor diye tüm kitabı çöpe atacak değilim. Bence tutarlılık açısından gayet yerinde notalar basan bir armoni bu kitap; ama araya "Gizli Müslümanlar" ve "Tasavvuf Öğretileri" gibi baskın gamlar girince, benim kulak zevkime hitâp etmeyen bir makama dönüşüyor sadece...


Hele ki işin içine "nöro-teoloji" falan olayları da dahil olunca -epey sözde bilim- kendimi gündüz kuşağında Zahide Yetiş izlemek zorunda kalan ve canlı yayına bağlanan seyirciyle kuş dilinde metafizik tartışan Schopenhauer gibi hissediyorum.


Seni Kimler Alsın, Kimler Okusun Seni?


  • Kredi kartını eski Türk filmlerindeki fabrikatörlerin çek defteri gibi kullananlar,
  • Sırf bir kahve içecek diye, memleket sınırlarında kurumsallaşmış tüm züccaciye zincirlerine servet ödeyen ve Instagram'da "sofra sunumu" yapan umarsız ev kadınları,
  • Her canı sıkıldığında "bu ay asgarisini öderim ya" diyip alışveriş yapan ve beden algısı gerçeklerle uyuşmadığı için satın aldığı döpiyese beş ay sonra sığabilmeyi hedefleyen beyaz yakalılar alsın bu kitabı. 

Kitabın sonlarında doğru dozajını artıran "Müslümanlık" tebliği inançsız ya da farklı inançlara sahip kişileri rahatsız edebilir; ama ben yazarın niyetinin iyi olduğuna ve esas amacının "dinden nemalanmak" olmadığına kanaat getirdim. Lütfen siz de koca bir metnin tek bir cümlesi sizin katılmadığınız bir düşünceyi barındırıyor diye koca kitâbeyi Esenler Otogarı'nda unutmayın.

No comments:

Post a Comment